Kaç Kişi Online

Menü

27 Eylül 2016 Salı

Okudum: Engereğin Gözü - Zülfü Livaneli


İktidar görkemi öyle bir şey ki, ''bakışıyla her canlıyı kımıltısız hale getiren bir engereğin bile gözünü kamaştırıyor''.

Merhabalar. Geçenki paylaşımında İzmir'e veda eden ben on gündür Muğla'dayım. O on gün ne ara geçti nasıl geçti farkında değilim. Dersler başladı, yakında sınavlar da dayanır kapıya. Yöntem belli. Kütüphaneyi ikinci evim olarak benimsemeye ve kitapları sömürmeye kaldığım yerden devam edeceğim. İlk hafta falan demeden kütüphaneye attım bile kendimi. Okunacak birkaç kitap almak için tabii. Rafların arasında epey gezindim. Sonunda iki Zülfü Livaneli kitabında karar kıldım. Birini okuyup bitirdim. Diğerine bugün başlıyorum. Okuduğum kitabı da sizinle paylaşmak istedim. İlginizi çekeceğini umuyorum.
Kitabın adı Engereğin Gözü. Ama ilk baskıdaki adı Engereğin Gözündeki Kamaşma imiş. Zülfü Livaneli'nin böylesine zor bir isim koymasının da bir nedeni varmış. Romanın konusu Osmanlı sarayında geçip baş karakter de bir haremağası olunca Zülfü Livaneli bu romana Osmanlıyı ve haremi çağrıştıran bir isim koyarsa bunun ticari olabileceğinden korkmuş. Daha sonra okurlardan bu isimle ilgili yakınma gelince romanın adını kısaltmış ve Engereğin Gözü yapmış. İyi de yapmış. 

Roman imparatorluğun hareminde geçiyor ve olaylar haremin denetimini ele geçiren zenci haremağasının ağzından anlatılıyor. Bu haremağası Habeşistan'dan koparılıp hadım edilerek saraya getiriliyor. O andan itibaren de pahdişahın en sadık kulu oluyor. Yani bir efendi-köle ilişkisi söz konusu. İlk başlarda Süleyman Ağa pahdişaha tapınma düzeyinde bağlı. Sonra efendisinin de herhangi bir insan olduğunun bilincine varıyor. Daha sonra da efendi ile kölenin insan olmakta eşitlendiği noktada ortaya çıkan derin bir hayranlık oluşuyor Süleyman Ağa'da.

Zülfü Livaneli bu romanını tarihsel bir roman olarak görmediğini söylemiş. Bence de öyle. Çünkü tarih sadece bir dekor olarak kullanılmış. Eserin amacı bu tarihsel dekor içindeki insan psikolojisinin derinliklerine varabilmek. Zaten romanı sevmeme neden olan da bu. Ayrıca romanda hiç kimsenin adı yok. Yani herhangi bir pahdişahın ya da vezirin adı verilmiyor. Gerçi tarihe ilgi duyanlar kimden bahsedildiğini anlar. Şahsen tarihle pek aram olmadığından ben anlayamadım. Pek de mühim değil. 

Bu romanda üslup oldukça öne çıkıyor. O dönemin diliyle yazmış yazar. Evliya Çelebi ve Naima'nın dilini tekrar yaratmaya çalışmış. Buna rağmen su gibi okunan bir kitap. Ne dilimi yordu ne de gözümü. Fazlasıyla sevdim. Zülfü Livaneli de en sevdiğim romanlarımdan birisi bu demiş ve istediğini yapmaya çok yaklaştığı bir kitap olduğunu belirtmiş. Bir yazarın bunu söyleyebilmesi ne kadar da güzel. Darısı tüm yazarların başına diyip sizlere şimdilik veda ediyorum. Hoşçakalın.

30 yorum:

  1. Okunacaklar listeme alıyorum. Kaleminize sağlık. Sevgiler,

    YanıtlaSil
  2. Livaneli sevdiğim bir yazar ama bu kitabını okuma fırsatı bulamamıştım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah fırsat bulursun :)

      Sil
  3. Hemen not alıyorum canım kitabın ismini.Aşırı ilgimi çekti. :) Öpüyorum ! :*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi okumalar şimdiden :) Ben de öptüm :*

      Sil
  4. Oldukça merak ettim, o dönemin dilini kullanması da ilgimi çekti, alacağım kitaplara not ettim Naz'cığım sevgiler. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuduktan sonra yorumunuzu alalım sevgiler :)

      Sil
  5. Okudum ve ben de tavsiye ederim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tavsiye edilmeyecek gibi de değil ki :)

      Sil
  6. Kesinlikle okuyacagim bunu yahu ☺ bu arada takipdesiniz bana da beklerim😊😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuyun mutlaka tabii gelirim :)

      Sil
  7. Bu kitap iktidar hırsını o kadar güzel anlatmışki sanırım 1998 de yazılmış ama bu günden o kadar çok iz taşıyorki okurken bayılmıştım:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ve o izi taşımaya devam da edecek :)

      Sil
  8. Okunacaklar listemde var fakat şu sıralar pek liste ilerlemiyor. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arada bir duraksama oluyor bende de maalesef :)

      Sil
  9. Söz konusu Livaneli olunca, köle efendi ilişkisinin eşitliğe dönüşümünün incelenmesi şaşırtmadı ve o kadar güzel anlatmışsın ki kitabı, merak ettim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu merak kitabı alıp okumayla son bulsun o zaman :)

      Sil
  10. Merhaba,

    Zülfü Livaneli'nin sanırım iki kitabını okudum. Geçen zaman içinde bir blogda yine Zülfü Livaneli ile ilgili bir paylaşım görünce bir kitabını daha okuyayım diye düşünüyordum ki başka düşünceler araya girince yitip gitmiş. Şimdi tekrar su yüzüne çıktığına ve "Engereğin Gözü" önerildiğine göre ona bir bakayım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba kesinlikle okumalısın :)

      Sil
  11. livaneli hiç okumadım. okunur diyosoon :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aa şaşırttın şu an beni :)

      Sil
  12. Kitabin konusunu bilmeden baktım adına ve kapak resmine. Aralarinda iliski kurup konusu ne olabilir diye bir tahmin yurutemedim bile... Engereğin Gözü isminin hikayesine yer vermen bu anlamda isabetli olmuş. Anlatımın, ifadelerin kitabı fena halde merak ettirdi bana. Paylaşım için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabı elime aldığımda aynı şeyi ben de yaşadım okudukça anladım ilişkiyi :) Merak ettirebildiysem ne güzel :)

      Sil
  13. merhabalar, çok güzel blogunuz var, benim bloguma da beklerim :D
    http://siyahadamo.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
  14. Naz'cım.. Bu kitabın yanısıra ben yazarın "Serenad" isimli kitabını da çok merak ediyorum. Hiç fikrin var mı? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onu da okumuştum gayet güzel bir kitap ama ben bunu daha çok sevdim gibi :)

      Sil