Kaç Kişi Online

Menü

29 Nisan 2016 Cuma

İlk Mim: Kişisel Blog Yazarları Ne Düşünüyor?


Sevgili İçimdeki Masal Dünyası beni mimlemiş. Onun da ilk mimiymiş benimki gibi. Daha nice mimlere diyelim o zaman. Tekrar teşekkürler Emine Bektaşi. 

27 Nisan 2016 Çarşamba

Bağdat Krizi


Ayla çelik'in beyazla düet yaptığı bağdat şarkısını duymuşsunuzdur mutlaka. Hani ben leyla'yı mecnun'u ferhat'ı aslı'yı kerem'i bilmem ama bağdat'ı iki gözüm kapalı bulabilirim diyor. Ben iki gözüm kapalı tuvaleti bile bulamam ama ayla çelik maşallah pek iddialı. Oldukça da ısrarcı. Geçen beyazın programına çıkmıştı. Klibimde oyna diye diye adamın başının etini yedi. Ama sonuç olarak klip sözünü kaptı kadın. Helal olsun valla. Beyaz 16 yıl aradan sonra ayla çelik için kamera karşısına geçecek sonuçta. Büyük başarı. Ayrıca programda yaptıkları düette birbirlerine nasıl da güzel nasıl da içten bakmışlar öyle. Aralarında büyük bir çekim varmış gibi duruyor. Hal böyle olunca aşk dedikoduları aldı başını gitti tabii. Ayla çelik de beyaz benim yakın arkadaşım dedi klasiğe kaçarak. Ama röportaj verirken dedikodulardan hoşnut gibi de duruyordu. Zaten annesi de bu söylentilere olumlu bakıyormuş. Ee o zaman bize de hayırlı olsun demek düşer. Beyaz da evlensin artık yani dimi.

25 Nisan 2016 Pazartesi

Hikaye: Çocuklar Gibi Neşeli


Güneşli, güzel bir gündü. Arkadaşlarıyla buluşmadan önce bir banka oturup parkta oynayan çocukları izlemeye koyuldu. Bunu sık sık yapardı. Çünkü çocukların neşesi içini mutlulukla doldururdu ve karamsızlıklarla, mutsuzluklarla, iş çevirmelerle dönen bir dünyada bu neşe ihtiyacı olan en önemli şeydi. Böyle zamanlarda ruhuyla bambaşka yerlere seyahat ederdi. Yine bir seyahate çıkmaya hazırlanıyordu ki hoş bir kadının yanına oturmasıyla seyahat planı kendiliğinden iptal oldu, bavulu rafa kaldırıldı. Çekim yasası şu an tamamen ona çalışıyordu. Belki de sadece yanlış bir alarmdı. Bulunduğu ruh halinden dolayı kalkanlarını indirmişti. Ordan bazı yabancı cisimler sızmış olabilirdi.

23 Nisan 2016 Cumartesi

İzledim: Kral İçin Hologram


Dün Kral İçin Hologram adlı filme gittim. Aslında başta Küçük Esnaf filmine gidip biraz güleyim diye plan yapmıştım. Sonra dün vizyona giren bu filmi görünce vazgeçtim. Çünkü Tom Hanks oynuyor. Arkadaşıma da fikir değişikliğimi söyledim kabul edince buluştuk gittik. Dün de sağlam ders çalışmıştım. Kafam baya dolmuştu. O yüzdendir herhalde otobüste komik bir diyalog yaşandı. Arkadaşım Tom Hanks yaşlandı artık gibisinden bir şey dedi. Tom Hanks kimdi dedim. Oyuncu yaa işte dedi. Ne oyuncusu futbol mu basketbol mu dedim. Şaşırdı kaldı. Gideceğimiz filmdeki aktör hani sen söyledin hatta bana dedi. Sonra dank etti tabii. Ama kendimi baya salak hissettim yahu.

20 Nisan 2016 Çarşamba

Bilinçaltına Sövgüler


Yok efendim rüyalar yedi saniye sürüyormuş, bilimsel olarak kanıtlanmış. Saydın mı arkadaşım? Ben zorlasam bir sezonluk dizi çekeceğim nerdeyse. Türü korku-gerilim tabii ki. Mekanlar da kapkaranlık. Enerji tasarrufu için değil. Özenti bilinçaltımın da benim gibi karanlıktan hoşlanmasından ötürü. Ve rüyalarda beni it gibi koşturtmaktan da zevk alıyor olmalı. Ciddi ciddi bilinçaltımın kontrolünü ele geçirmemin zamanı geldi. Yoksa fıttıracağım. Rüyalarımın etkisiyle sabah mutsuz uyanıyorum. Uykumu da alamamış gibi hissediyorum. Dolayısıyla günüm pek de parlak geçmiyor. Zaten bütün gece bana zarar vermek isteyen birilerinden kaçıp saklanmak zorundayım. Sevdiklerime bir şey olmak zorunda. Silahlar, bıcaklar çekilmek zorunda. Ama o kan hiç dökülmemeli. Ölürsem dizi biter dimi? Sen ne acımasız bir bilinçaltısın be. Benim bilinçaltım olmandan utanıyorum. Temizleyeceğim bir gün seni. Bir şişe klorağı döktüm mü üzerine görürsün sen. Sonra da seni bir güzel programlayıp pozitif kodlara boğacağım. Sözümü dinlemeyi öğreneceksin. Yola geleceksin yola. ( ''Yediririm o lafları sana'' dedi bilinçaltı. )

19 Nisan 2016 Salı

Gitmeler Gelmeler


Uzun bir aradan sonra yine merhaba. Kaç gündür yayın başlığı atıp atıp kaçıyorum. Yazacak şeyler birikti. Başlık var, yayın yok. Ama gelecek bu hafta yayınlar. Artık kendi kendime kızmaya başladım zaten yazamıyorum diye. En son yayını da hastayken yazmıştım. Hala tam iyileşmiş sayılamam. Kendimi iyi hissediyorum ama sesim ve burnum hala direniyor. Sinir bozucu. Geçtiğimiz haftasonu açıköğretim sınavlarım vardı. Burnumu çekmekten sorulara konsantre olamadım. Cumartesi günü girdiğim sınavlar oldukça iyiydi. Ama pazar biri çok iyi ikisi orta şekerli diğeri de baya baya kötü geçti. Geçer not alamayacağım kadar kötü. Türk siyasal hayatı dersi. Biraz derin bir ders konu itibariyle. Zaten hastayım diye üstten üstten çalışabildim anca. Şimdiden o dersin finali için çalışmaya başlayacağım. Aynı zamanda kendi finallerime de az bir zaman kaldı. Onlara da çalışmaya bugün başlayacağım hayırlısıyla. Aklım bir bahane üretmez inşallah. Şu bahar yorgunluğu da enerjimi emdi bitirdi resmen. Hareketli müzikler dinleyip şarj olmaya çalışıyorum. İşe yarıyor gibi. Şu an keyfim yerinde mesela. Spotify sağolsun güzel müzikler keşfettim. Favori çalma listemi de buraya bırakıyorum. Belki seversiniz. Bu arada bloglarınızın kapıları açık değil mi? Sizlere misafirliğe geliyorum. Bakalım neler paylaşmışsınız. 

10 Nisan 2016 Pazar

Sözde Sosyal Medya

Snapchat: nazortabey

Çok karşı olmama rağmen artık ben de snapchat kullanıyorum. Tüm sosyal medya hesaplarımı kapatınca (twitter hariç) canım sıkılmaya başladı. Gerçi telefon kullanımımın azalmasından gayet memnunum. Ama sanki sigarayı birden bırakmışım gibi hissettim. (Sigara kullanmıyorum sadece örnek verdim ) Arka arkaya facebook, instagram ve swarmı kapatıverince. Biraz kuvvetli esti herhalde. Neyse ki o rüzgarın etkisiyle twitterı silmedim. Onsuz olmaz diyebileceğim tek sosyal medya hesabı twitter zaten. Snapchate karşı olmamdaki sebepse arkadaşlarımın o uygulamaya olan tutumu. Hastalıklı şekilde kullanıyorlardı. Bir yere gidiyoruz, bir şeyler yiyip içiyoruz diyelim dedikleri ilk şey ayy dur snap atayım oluyor. Yani sanki bazı şeyleri paylaşmak için yapıyorlar gibi geliyor. Millete bir şeyler göstermek için. Artık bundan ne tür bir zevk duyuyorlarsa. Öncelikleri snap atmak oluveriyor. Ee haliyle ben de sinir oluyorum. Anı yaşamayı bilseler yine neyse. Aslında diğer uygulamaların da bu türlü kullanım amaçları yok değil. Bir yere sırf checkin yapmak için gidenler bile gördüm. Ya da checkin yapmak için kavga edenler. Resmen boş insan işi. Şöyle bir bakıyorum o insanlara. Bildiğin bomboş tipler. Nereye sürüklesen oraya gelecekler. Hayatta bir idealleri olmamasını çoktan geçtim bir hayalleri bile yok. Bir de bunlar benim çevremde maalesef. İster istemez beraber geçirdiğimiz vakitler oluyor. Her saniyesine acıdığım vakitler. Çevremde şöyle idealleri, hayalleri, geleceği için yararlı bir şeyler yapmaya çalışan iki üç insan olsa ne kadar mutlu olacağım. Onları kendime örnek alıp motive olacağım, farklı bakış açılarıyla penceremi genişleteceğim. Tabii bu arada sizlerin hakkını yemek de istemem. Ben çevrem derken yakın çevremden bahsettim. Yoksa sizlerden öğrendiğim çok şey oluyor. Gerçekten aranıza katıldığım için oldukça mutluyum. İyi ki varsınız. Kocaman sevgiler :)