Kaç Kişi Online

Menü

Blog Pembe

Yukarı Çık

4 Ekim 2015 Pazar

Merhaba Merhaba


Aylar ne hızlı geçiyor öyle. Ekim ayı gelmiş bile farkında olmadan. Daha dün hoşgeldin eylül diyordum ki ben. Ne aceleleri var bunların. Hayır yani neyin telaşı bu, nereye yetişeceksiniz kardeşim? Bak sinirlendim yine. Siz çocuk değilsiniz yaa ben de sizin anneniz değilim ki arkanızdan koşturayım. Haa ama kaçan kovalanır hesabına getiriyorsanız olayı ona bir şey diyemeyeceğim.
Klişelerin arasında sıkışıp kalmışız bir nevi zaten. Ona uyum sağla buna uyum sağla derken bukalemun gibi olduk. Buna da alışırız. Şaka maka göz açıp kapayıncaya kadar bakıyoruz ki bir ayı daha geride bırakmışız. Ama bu geride bıraktığımız ay nasıl geçti en ufak bir fikrimiz bile olmuyor bazen. Mesela en mutlu olduğun zaman dilimini aklına getir dese biri kitleneceksin hemen. Belki de bütün zamanın mutlu mesut geçiyor ve sen arasından seçim yapamıyorsundur, belki de gerçekten mutlu hissettiğin bir zamanın yoktur. Ya da benim gibi dün ne yediğini bile zor hatırlayanlardansındır. Ama en kötüsü de hep daha sonrasını düşünmekten anı yaşayamayan bir insana dönüşmüş olmak.  Galiba ben de o dönüşümü yaşıyorum. Daha bir ay varken vizeler için endişelenmeye başladım mesela. Kendi kendime baskı kuruyorum ders çalışma konusunda. Artık her konuda kendime emir vermeye de başladım. Napayım iyi davranasım gelmiyor şu kızcağıza. Tamam mazoşistim kabul de yani fiziksel olanı daha iyi valla. Kötü davran davran sonra gel bi de buna üzül. Ben galiba dönüşümün son evresine geldim. Kafamın içindeki o psikopat, topladığı taraftarlarla beraber burdan çıkış yok sloganı atıyor mübarek. En sonunda koluma carpe diem dövmesi yaptıracağım o olacak. Gerçi yine kendime baskı yapmış olacağım böyle. Off bıktım kendimle uğraşmaktan yahu. İki kişi gibi yaşıyorum sanki. Bu yüzden her gün baş ağrısı çekmeme şaşmamak gerek. Blogumu da bayadır ihmal etmiş olmanın üzüntüsü var üstümde zaten. Aslında ben yazıyorum ama siz okuyamıyorsunuz. Kafamın içinde çünkü. Orda çok daha temiz, doğal ve samimiler. O yüzden orda yazmak bile yeterli gibi geliyor bazen. (Yazar burada üşengeçliğine bahaneler bulmaya çalışıyor...) Yazacağım tonla şey birikti aslında. Ama şu laptopu elime alıp onları yazacak zamanı yaratamıyorum bir türlü. Öğrenciliğimin yanında ev hanımlığı da yaptığım için şarjım bitiveriyor hemen. Ahh ne zaman gün yüzü göreceğiz biz öğrenciler? Desinler ki şu zaman göreceksiniz, kalkıp zamanı ileri sarabileceğimiz bir makine yapmaya çalışırdım. (Olduuuu!) Ya da sihirli annem dizisindeki perihan teyzeye söylerdim, o zamanı ileri sardırırdı. (Bu neyin kafası arkadaş?) En kötü iki arkadaş bulup selenayı çağırırdık. (Ama, sen iyice saçmalamaya başladın. Why dont you shut up!) Böyle yazdığıma bakmayın siz yine de. Keyfim yerinde şu sıralar. Asıl sizler nasılsınız, ne var ne yok? Ya da durun anlatmayın hemen. Çay demleyeyim önce. Anlatacak çok şey vardır nasıl olsa :)

13 yorum:

  1. Biraz rehavet çökmüş gibi:)))))

    YanıtlaSil
  2. tembellik diz boyu :)

    (bu arada yaratmak kelimesini kullanmasan fikrimce daha iyi olur.)

    YanıtlaSil
  3. Sınavlarda başarılar dilerim. Finaller de geçer gider hayırlısıyla.. Zaman su gibi geçiyor zaten...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah, teşekkür ederim. Evet göz açıp kapayıncaya kadar...

      Sil
  4. Merhaba :) O psikopatı dinlemeye devam et, O senin dostun... :)
    Ben de başarılar diliyorum, sağlıcakla kal.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyledir inşallah :) Çok teşekkür ediyorum, siz de sağlıcakla kalın :)

      Sil
  5. ha haaaa bunu geçende de okumuştum çok keyifli yaaa okuması. yaşaması da senin için keyifli olsa gerek :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eh işte biraz öyle biraz böyle :)

      Sil
  6. Zaman çok hızlı ilerliyor gerçekten, keşke Eylülde zamanı dondurabilseydik :)

    YanıtlaSil
  7. İyilik sağlık :) Havalar buz donuyorum Baş ağrılarım bitmiyor Bunun üzerinde senaryolar kafamda üretip duruyorum fena şeyler var kafamda :) Zamanı bıraktım aksın gitsin diyorum böyle Sen nasılsın :))) Şu sıralar

    YanıtlaSil